Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
TÜRK BİRLİĞİ DÜŞÜNCESİ…

Bugün, insanlar arasında çok fazla dikkat çekmese de birlik ve beraberlik tarih boyunca her millet için önemli olmuştur. Tarihin derinliklerinden gelen ve sayısız tecrübeler yaşamı insan topluluğu, en iyi millet özelliğini kazanmıştır. Bu insan topluluğu; ülkü birliği, dil birliği, geçmişte yaşanmış tarihsel olayların, ortak mutluluk ve felaketlerin, derin izler bırakan etkileri altında birbirine kaynaması sonucu bir millet oluşmuştur.

Peki, Türk birliği düşüncesi neden bu kadar önemlidir? Neden bir Türk birliği oluşmalıdır?

Dünyanın çeşitli bölgelerine dağılarak farklı tarzlarda ve güçlerle oluşturulmuş birçok Türk devleti vardır. Bu Türk devletleri tarih boyunca her devirde büyük imparatorluklar ve devletler kurup bütün bir dünyaya yön vermişlerdir. Böyle büyük bir ulusun farklı boylarından yaklaşık 300 milyona yakın ortak bir dilleri, geçmişleri, kültürleri olan insanlar yaşıyorken bütün Türk devletlerinin ekonomik, siyasi ve askeri anlamda güçlerini birleştirmeleri gerekmektedir. Yaşadığımız bu zamanda oluşan kutuplaşmaya ve gruplaşmalara karşı Türk devletleri güçlerini birleştirmeli ve tarihteki o şanlı yerini tekrar almalı, kendinden söz ettirmelidir. Destanlara, efsanelere göre beş bin yıllık, yazılı kaynaklara göre ise iki bin yıllık bir güçten söz etmekteyiz. Bu şanlı milletin adını tarih sayfalarına yazdırmasının başlangıcını ise Büyük Hun Devleti’nin kurucusu Mete Han üstlenmiştir. Zira Mete Han Türk kavimlerine milli kimliklerini sezdiren ve onların büyük, şanlı bir milletin mensubu olduklarını öğretmiştir. Mete Han uygulamış olduğu strateji ile Çin savaşlarında birliğin itici gücü olmaktadır. Böylece Mete Han’la birlikte Türk birliği fikri doğmuş ve tarihteki diğer Türk devletleri ile bu düşünce devam ettirilmiştir.

Tarih boyunca genellikle Avrasya coğrafyasında olmak üzere farklı zamanlarda ve değişik isimler altında 120 Türk devleti tarih sahnesinde boy göstermiştir. Türklerin tarih boyunca çok fazla devlet kurmalarının nedeni; Türk halkının istiklâllerine düşkün olmalarıdır. Bir diğer neden gösterirsek bu da hukuk, adalet ve hürriyet gibi değerlere bakış açılarından gelmektedir. Tarih boyunca nerede bir Türk devleti bulunmuşsa orada özgürlük ve adalet olmuştur. Bugün silahların susmadığı, birliğin sağlanamadığı, binlerce milyonlarca insanın öldürülüp, katledildiği Ortadoğu’da Türk İslam devletlerinin hâkim olduğu zamanlarda, her birisi barış, sükûnet içinde yaşamışlardır. Türk devlet anlayışı, insan, din ve devlet üzerine kurulmuştur. Örneğin Göktürk Kitabelerinde ‘’Türk Budun’’ yani ‘’Türk Milleti’’ denildiğinde, Türk devletinin sınırları içerisinde kalan bütün halktan söz edilmektedir. Göktürk Kitabelerindeki devlet anlayışında; Devletin, hâkim olduğu bölgede yani Göktürk Devleti’ne gücünü ve emeğini vermiş olan insanlar, kültürleri, dinleri ve hatta ülkeleri arasında ayrım gözetilmemiş, bütün yeryüzünde yaşayan insanların yani o dönemde yaşayan insanların yönetimi Göktürk Kağanına verilmiştir. Tarihi eserlerde de görüldüğü üzere milli birlik ve beraberliğin varoluşu oldukça eskilere gitmektedir. Milli birlik ve beraberlik anlayışı Türk milletinin kökeninde vardır.

Asırlar boyunca süper bir güç olan Türk milleti maalesef 17. yüzyılda bu gücünü kaybetmiş ve bayrağı İngiliz İmparatorluğu ele geçirmiş ve son yüzyılda da bu bayrağı ABD ele geçirmiştir. ABD süper güç olarak bugün dünyayı istediği gibi yönetmekte ve her yere kendi çıkarları ve menfaatleri doğrultusunda istediği şekilde müdahale etmektedir. Asıl trajikomik olan ise yüzyıllar boyunca birbirini yiyen, bitiren Avrupa devletleri bu süper güce karşı birleşmek durumunda kalmış ve Almanya ile Fransa’nın önderliğinde Avrupa Birliğini kurmuşlardır. Dün, İngiltere’nin öncülüğündeki Hıristiyan dünyası bugün, ABD’nin kontrolündeki Avrupa Birliği merkezli sömürgeci bir dünya şu veya bu ad altında girmiş oldukları ülkeleri dost veya düşman olarak sömürüyor, öldürüyor, önce zihinsel manada, sonra da bedensel olarak köleleştiriyorsa ve bütün bunlar gözlerimiz önünde cereyan ettiği halde görmüyor, düşünmüyor ve de insan olarak tepki göstermiyorsak, atalarımıza karşı ve dünyaya karşı, insanlığa karşı görevimizi yerine getirebilmiş sayılır mıyız?

Peki, Atatürk Türk birliği ve beraberliği hakkında ne düşünüyordu?

Mustafa Kemal Atatürk “Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk Birliği’ne inanıyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek”[1] demiştir. Atatürk bunun için din, dil, tarih ve inanç vasıtasıyla manevi köprüleri sağlam tutarak hazırlık yapılmasını gerektiğini belirtmiştir. “Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşımını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir” demiştir. Atatürk Türk dünyası ile olan ilişkilerde son derece planlı ve programlı hareket etmiştir. Araplar için nasıl Arap birliği, Avrupalılar için de Avrupa Birliği meşru bir düşünce ve birlik ise Türkler içinde bu böyle olmalıdır.

Bugün Türk devletlerine bakıldığında yazılışı ve söylenişi farklı olsa da kardeş kardeştir;

Bütün Türkler Kardeştir! (Türkiye)

Bütün Türklər Qardaşdır! (Azerbaycan)

Барлық ТҮРКтер бауырлар! (Kazakistan)

Barliq Türkter bauirlar! (Kırgızistan)

Pütün Türk…ler qerindashtur! (Türkistan)

Barcha Turklar qorindoshlar! (Özbekistan)

Bütin Türkler Dogandyr! (Türkmenistan)

Bitun Türklar kardaştur! (Gagauz Yeri)

Böten Türkler Birtuğandır! (Tataristan)

Örnek göstermek gerekirse son zamanlarda yaşanan savaşlar, karışıklıklar nedeniyle Irak’ta Türkmen kardeşlerimize saldırılar düzenleniyor, maalesef zor şartlar nedeniyle bulundukları yerlerden göç etmek zorunda kalıyorlar, yurtlarından oluyorlar. Türkmen kardeşlerimize birçok yardım gönderiliyor, yapılmaya çalışılıyor. Fakat bunlar geçici çözümlerdir. Bu tür büyük sorunlara kalıcı çözümler gerekmektedir. Biz bu çözümün Türk devletlerinin, milletlerinin bir araya gelerek Türk birliği düşüncesini hayata geçirerek ilk adımı atacaklarını düşünüyoruz. Türk birliği düşüncesinin sadece devletler tarafından değil aynı zamanda vatandaşlar tarafından da benimsenmesi gerekmektedir. Halktan gelecek istek ve destek önemlidir. Sonuçta devleti oluşturan o ülke topraklarında yaşayan halktır. Esas görev ise devlete ve hükümete düşmektedir. Tarih boyunca Türk milletinin kökeninde bulunan bu bilinç uyandırılmalıdır. Ne kadar projeler geliştirilmişse, düşünceler ortaya atılmış ve yapılmışsa sanki bundan daha fazlası güçlüsü gerekiyor.

Evet, Avrasya Askerî Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilatı (TAKM) fiilen hayata geçirilmiştir fakat böyle bir beraberlik yetmeyecektir ve aynı zamanda tüm Türk devletlerini içinde barındıran ortak hedefi amaçlayan sadece askeri açıdan değil aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir birlik, güç oluşturulmalıdır. Bu atılan adımın ilk ve son olmamasını umuyoruz.

 

[1] Atatürk’ün Sofrası, İsmet Bozdağ, s.138.

 

Selin MALKOÇ

İstanbul Aydın Üniversitesi, Hukuk

BİLGİLER
tarafından 14 Eylül 2017 - 11:25 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar kez Okunmuştur.
ETİKETLER
PAYLAŞ